Kasım 10, 2009

Vırvırvırvır..

Aklıma yazacak hiç bir şey gelmiyor... Söz bitti mi acaba? Yoksa hep yorgun muyum? Sonbahar yordu beni. Kasımı da sevmem. Aralık gelsin bir an önce... Hem kızımın doğum günü, hem evlilik yıldönümü, hem yılbaşı ...

Bir yorgunluk çöktü geçmiyor...

Kitap okumaya mecalim yok...

OIP gibi bee bee bee demek istiyorum.

Tam şuraya çocuktan sonra feodal düzene geçiliyor diyecektim ki sevgili çay doldurayım mı dedi. Diyemedim.

Uykum da geldi...

Bugün böyle geçsin mi madem....

İşyerinde bir arkadaşımın oğlu domuz gribi.. İşe gelmiş... Yolladılar geri. Çok tırstım...

Read more...

Annem geldi...

Cuma günü geldi annem. Hayatımızda güller açtı. Ela çok sevindi, biz mi o mu? Uyuduk biraz, dinlendik biraz, gezdik biraz. Pazar polonezköyde uzun uzuun kahvaltı arkadaşlarla. Kızımızı bodyle güneşlendirdik bile. Hamak keyfi yaşadı yavru. Çok güzel pozlar var. Dinlendik, eğlendik. Londra'da yaşayan çok sevdiğim arkadaşım ve kızı geldi... Londra'yı pek severim. Gaza geldik, bi ara kızı da alıp gitsek diye... Leyleği havada görmece... İlk ayakkabımızı aldık, giydik. Koca ayak yeti. Ela ayakta duruyor. Yürümeye haftalar mı var, birden yürüyecek mi... Havalar çok güzel, pırıl pırıl.

Anneanne ve Ela hanım pek eğleniyorlar. Annem alıyor oyuncağı, düğmesine basamıyormuş gibi yapıyor. Ela hımm diye emekleyerek geliyor anneme gösteriyor ıh ıh ıh diyerek anlatıyor, sonra gerisin geri emeklerken annem bi daha yapamıyor. Bu gene geliyor bak anneannecim şöyle yapacaksın anlamına gelen sesleri çıkarıyor. Birbirine geçen oyuncakları var. aynı sahne tekrarlanıyor. Çok eğleniyorum onları izlerken.

Bugün kereviz yedik, pek sevdi Ela.Akşamları normal yiyoruz. Üstünü tahılla tamamlıyoruz. Uyku konusunda devam ediyor gece 5 nöbeti. Dün 4te kalktık sonra geri uyudu. Böyle gider diye umuyoruz. Rüya öğününü tekrar kaldırdık.

Pek keyifli yazamıyorum. Kafam dolu. Çok yorgunum, garip bişey. Annem geldi, yükümüz azaldı, Ela mutlu filan ama geçmeyen yorgunluk. Kafa yorgunluğu gibi. geçen sevgiliyle dışarı çıktık, Ela'ya ayakkabı aldık, sonraki saati kitapçıda Ela'ya kitap seçerek geçirdik. Caddede akşamdan anladığımız bu olmuş. Böyle yapmamalı. Kitap okusam... okusammm. Ama kafam yoğun. A Lifes Work'e devam edesim var. Bi sürü kitap bana bakar.

İşe git gel rutine oturdu. Krizin baskısı hissediliyor biraz, bir yandan domuz giribi. Dezenfekte ediliyor ortalık. Her yandan bir ses. Acaba Ela hariç evcek aşı olsak da Ela'yı öyle mi korusak?

Ela'yla geçirdiğimiz zaman güzelleşti. Daha çok tepki veriyor, konuşmak için deliriyor. Anne baba nene dede mama meme ver diyor. Bazen evete benzer bir şey de diyor ama emin değiliz. Bunları kaydetmek unutmamak istiyorum. Dönüp emekleyerek gelip anneanneye bişeyler izah etmesini mesela. Halkaları ustaca sopaya geçirişini, dönüp bakışını, el çırpışını. Akıllı yumurcak.

Çalışmak güzel de, arada evde olmanın dingin sakinliğini özlüyorum. düşüncelerle başbaşa kalma halini. akışı... Sabah kalk, hazırlan, kuaför... Bir dinamizm var, öğlen yemekleri kahve içmeler filan. Bir yandan hızlı... Gerçekten en uygunu part time çalışmak olurmuş bir süreliğine.

Yarın 10 Kasım.

En azından bir dakika atamızı ve bizim için düşünmeden canını vermiş kuşakları düşünelim. Anlamını, yurdumuzu. Yaşayakalmış olmamızı borçu olduklarımızı. Ezbere değil, o günlere giderek. Başlangıcın motivasyonu hissederek... İçimizden geldiği gibi...

Read more...
Blog Widget by LinkWithin

Blog Archive

Gelen Giden...

Son Yazılardan

  © Blogger template Coozie by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP